Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra ne yazık ki cansız bedenine ulaşılan küçük Leyla Aydemir’in olayıyla ilgili yürütülen dava, Türkiye’nin gündemine oturmuş ve hukuk ceza süreçleri oldukça karmaşık bir hal almıştır. Dava kapsamında, Leyla’nın annesi Şükran Aydemir, duruşmada önemli açıklamalarda bulundu ve içini döktü. Şükran Aydemir, olayla ilgili yaşadığı derin acıyı ve suçlunun kim olduğuna dair kesin bir bilgiye sahip olmadığını belirtti. “Katil kimse ondan şikayetçiyim. kimsenin günahını alamam, kimin katil olduğunu bilmiyorum. Katili gözlerimle görmedim, görseydim dişlerimle parçalardım. 8 senedir aynı acıyı yaşıyorum” ifadeleriyle, olayın onun için ne kadar zor olduğunu dile getirdi.
Üzerinden yıllar geçmesine rağmen aynı acıyı hissettiğini ve yaşamının bu acıyla şekillendiğini anlatan Aydemir, olayın bir katliam olduğunu ve olayın daha çok aile içi husumete dayalı olabileceğine dair herhangi bir belirti olmadığını vurguladı. Aile içinde hiçbir husumet olmadığını ve o dönemdeki soruşturma sırasında herhangi bir kötü niyetli beyanda bulunmadığını belirterek, olayların şokunu ve yaşadığı travmayı dile getirdi. Mahkeme sürecinde sanıkların mağdur olmadığını iddia ederek beraatlerini talep edişleri, ailesinin yaşadığı acıyı daha da derinleştirdi.
Mahkemenin duruşması, detaylı savunmalar ve suçlamaların değerlendirildiği uzun bir süreç oldu. Tutuklu sanık Yusuf Aydemir’in SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılması, kararların alınmasını ve sanıkların tutukluluk durumlarının değerlendirilmesini etkiledi. Mahkeme, tüm delilleri dikkatlice inceleyerek, tutukluluk halinin devamına karar verdi ve duruşmayı 26 Haziran tarihine erteledi. Bu dava, hem adli hem de toplumsal açıdan büyük önem taşıyan ve adaletin tecellisi için takip edilen bir süreç olarak devam ediyor.